Teneffüs Eğitim ve Kültür Derneği

"sevgi, bizim işimiz"

8.Kahvaltımız Gerçekleştirildi

Derneğimizin geleneksel etkinliklerinden olan ve derneğimiz eğitim sezonunun açılışını simgeleyen “KAHVALTI”mız 23 Ekim 2011 Pazar sabahı gerçekleştirildi. Kahvaltımızda yine tüm gruplarımızla ve teneffüs sever tüm dostlarımızla birlikte olduk. Kahvaltı tabi ki, her zamanki yerinde gerçekleşti. Yani, Yapak Vakfı Salonu’nda. Böreklerimiz, “Börekçi Amcamız”dan; çaylar şirkettendi.

Gençlerin ezgileriyle, skeç ve sunumlarıyla zenginleşen sabahımız keyifle ve afiyetle nihayet erdi.

2 Yorumlar »

Bilgiler Yarıştı

Derneğimizin geleneksel programlarımdan olan Gruplararası Bilgi Yarışması’nın yedincisi 23 Mayıs 2011 Pazartesi akşamı gerçekleştirildi. Güngören Belediyesi Köyiçi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programımız Azra Sungur’un Yasin Suresi’nin birinci sayfasını tilavet etmesi ile başladı. Program sunucusu Yusuf Karaca’nın selamlama konuşmasının akabinde yarışmanın onbeş sorudan oluşan ilk etabı gerçekleştirildi. 7 grubun katıldığı yarışmamızın ilk etabının akabinde derneğimiz faaliyetlerini anlatan bir sinevizyon gösterisi, akabinde de Muhammet Çetin’in ekibince bir ilahi dinletisi sunuldu. Yarışmanın onbeş soruluk ikinci bölümü de gerçekleştirildikten sonra, Asım’ın Nesli grubunca hazırlanan ve bol bol güldürü içeren bir tiyatro gösterisi yapıldı. Geleneksel 7.Bilgi Yarışmamızda birinciliği, Engin Kartal’ın grubu olan ASIM’IN NESLİ; ikinciliği İbrahim Avcı’nın grubu olan ÖRNEK NESİL; üçüncülüğü ise, Muhammed Çetin’in grubu olan GENÇ FEDAİLER elde etti. Birincilere altın hediye edilirken, ikincilere spor ayakkabısı ve üçüncülere ise, kol saati hediye edildi.

6 Yorumlar »

Oku, Dinle ve Gör

Geleneksel faaliyetlerimizden biri olan ÇANAKKALE ZİYARETİmizi bu sene de büyük bir coşku ve bilgi birikimi ile gerçekleştirdik. Öyle zannediyoruz ki, Teneffüs Eğitim ve Kültür Derneği bu meyanda ülkemizde örnek bir çalışma gerçekleştiriyor. Nitekim, evvelen yüze yakın genç Yazar İbrahim Refik’in “Çanakkale’nin Ruh Portesi” isimli kitabını okudu, akabinde de kitabın yazarını 18 Mayıs akşamı Mehmet Akif Camii’nde dinledi. Ve etkinliklerin sonunda da Çanakkale’yi ziyaret etti. 19 Mayıs 2011 Perşembe günü yapılan ziyaret ile gençlerimiz, okudukları ve akabinde de dinledikleri görme imkanına kavuştu; Yahya Çavuş’u, Nusret Mayın Gemisi’ni, Seyit Onbaşı’yı, Hamidiye Tabyalarını, Kilitbahir’i, Kanlısırtı, Conkbayır’ı yerinde görüp, ecdadı yerinde anmaya ve anlamaya çalıştılar. Neşeli geçen seyahatimizde, Gelibolu Yarımadası’nı turuncu ve mavi renkli dernek tişörtlerimizle gençlerimiz süsledi. 06:45′de derneğimiz önünden başlayan ziyaretimiz, 22:00 sularında aynı yerde nihayete erdi. Mevlâmızın izni ve muazzam inançlarıyla bizlere hürriyetimizi, birlikteliğimizi miras bırakan ecdadımızı yâd ediyoruz, mevlâmız şehadetlerini makbul eylesin.

Yorum yapılmamış »

Çanakkale’nin Ruh Portresi

Çanakkale ziyareti öncesi İbrahim Refik’in “Çanakkale’nin Ruh Portesi” isimli ki…tabını okuyan yüze yakın genç, yazar ile Mehmet Akif Camii’nde buluştu. Camiilerimizin içtimai hayattaki önemine binaen cami içerisinde yapılan sohbetimiz 19:00′da başlayıp, akşam namazına değin sürdü, hoş muhabbetler gerçekleşti.

Yorum yapılmamış »

Çanakkale Günleri

Belki de ülkemizde yapılagelen en vasıflı organizasyonu yapıyoruz, Çanakkale’yi anlamak hususunda. Zira yüzü aşkın genç ile Çanakkale’de yaşananlar hakkında bir kitap okuyor, o kitabın yazarını davet edip kitabı okuyanlar ile yazarı hasbihal ettiriyor ve son aşamada da Çanakkale’ye ziyaret gerçekleştirerek okunan ve dinlenenin daha iyi hazmedilmesini sağlamaya çalışıyoruz.

Bu seneki programımız kapsamında ise; Mehmet Niyazi’nin “Çanakkale Mahşeri” isimli kitabından 40 adet, İbrahim Refik’in “Çanakkale’nin Ruh Portresi” isimli kitabından da 100 adet temin ettik ve de okuduk.

Ve ikinci aşama.. 18 Mayıs Çarşamba akşamı 19:00′da Mehmet Akif Camii’nde İbrahim Refik ile hasbihal ediyoruz. Ve sonrası; son aşama : 19 Mayıs Perşembe sabahı 3 otobüs ile Çanakkale’ye gidiyoruz, ecdadı yâd etmeye, onları anlamaya.

Yorum yapılmamış »

Söğüt’ten Cihâna

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil Cuma Sohbetleri kapsamında derneğimizdeydi. Hoşca geçen sohbetimizde “Muhteşem Yüzyıl” dizisine değinen Şimşirgil: “Dizinin hiçbir karesi yok ki hatasız olmasın. Bu kadar cehalet ancak çok çalışmakla elde edilebilir. Dizinin Müslüman Kırımlılara, Hurrem Sultanın bir mabette ele geçirilmesi kurgusuyla, başlanmış olması manidar değil miydi? Zira şurası açıktır ki seferlerde ve akınlarda Türkler ve Müslümanlar için, mabetlere ve din adamlarına dokunulmaması birinci prensiptir. Bu en önemli prensibi yıkmak ve Türkleri barbar diye nitelendiren Avrupa tiplemesi ve kötülemesi ile göstermekle ne mesaj verilmek isteniyor, üzerinde düşünmek gerekir” diye konuştu.

Hiçbir cariyenin belli bir terbiye almadan doğrudan doğruya saraya girmeyeceğini, nitekim Osmanlı sarayında Hurrem adını alacak olan Roksalan veya Aleksandra’nın Yavuz Sultan Selim döneminde Kırımlılar’ın Ukrayna ve Galiçya’ya kadar uzanan akınları esnasında esir alındığının bilindiğini, muhtemelen de burada bir müddet eğitildikten sonra saraya verildiğini söyledi, Kıymetli Şimşirgil Hocamız.

Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil devamla: “Senaristin Topkapı Sarayına girdiği ve gezdiği konusunda benim şahsen ciddi endişelerim oluştu. Zira orada bilgisi en zayıf bir rehberle dahi dolaşsa, zenci hadımağalarının görev yerinin nerede başlayıp nerede bittiğini, cariyelere eğitimin kimin verdiğini, cariyelerin görev yerlerini ve vazifelerini öğrenecekti. Osmanlı saray teşkilatını bilenler en önemli özelliklerinden birinin sessizlik olduğunu belirtirler. Muhteşem ve şahane bir sessizlik diye vasıflandırılan sarayda, sakinler sanki gözleriyle işaretleşmekte ve konuşmaktadır. Herkes vazifesinin neler olduğunun idraki içerisindedir. İzlediğimiz dizide ise mutfak, harem, eğitim ve diğer kareler sirkleri hatırlatan şamata ve gürültüler ile doludur. Giyim ve kıyafet ise ayrı bir komedidir. İngiliz kralı 8. Henry Tudors dizisinin bu diziye ilham kaynağı olduğu senarist tarafından ifade edilmiştir. Dikkat edilirse kıyafetlerin de aynı ilhamla seçildiği kolaylıkla görülecektir” diye konuştu.

Sohbetimiz için katılımcılar, en iyi Cuma Sohbetlerinden biri olduğunu söyleyerek, pek memnun kaldıklarını ifade ettiler. Sohbetin sonunda Şimşirgil Hocamız, kitaplarını imzaladı. Birlikte çekilen fotoğraflarla da sohbetimiz nihayete erdi. Kıymetli hocamıza, teşekkür eder; nakşetmek istediği Osmanlı kültürü ve sevgisini ilelebet bendimizde muhafaza edeceğimizi beyan ederiz.

3 Yorumlar »

Börekler.. Çörekler..

‎17 Nisan 2011 Pazar sabahı Mehmet Akif Kütüphanesinde İbrahim Avcı’nın “Örnek Nesil” ile Engin Kartal’ın “Asım’ın Nesli” grupları birarada leziz ve gayet hoş bir kahvaltıda buluştu. Birbirleri ile ülfetlerini daha da artıran gençlerin, yüzlerinden tebessüm; dillerinden hoş muhabbetleri eksik olmadı. Birlikte bereket ve rahmet olduğunu düşünen Teneffüslü Gençler, bu türden faaliyetleri daha da artıracaklarını, diğer gruplarla da birlikte kahvaltıların yapıldığını belirttiler. İbrahim Avcı ve Engin Kartal Beyefendi ile gruplarına teşekkür eder, samimi muhabbetlerinin daim olmasını ümit ederiz.

1 Yorum »

Sâlavatlar.. Naatlar..

Derneğimizden Mehmet Akif ile Cemiyet-i Efkâr grupları, 16 Nisan Cumartesi akşamı Güngören Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’ndeydi. Gönüllerde Rasullullah (s.a.v) sevgisinin hiç eksik olmamasını ümit ettiğimiz gençlerimiz “Kutlu Doğum” anısına, İBB’nin etkinlikleri çerçevesinde “Mehmet Kemiksiz ve Hafızlar Topluluğu”nun Arapça ve Türkçe naat ile ilahiler seslendirdiği konsere katıldı. Gençler, konser sonrasında da Gençosman Hizmet Pastahanesi’ne giderek tatlı yiyip tatlı akşamlarını tatlı nihayete erdirdiler.

5 Yorumlar »

Onlar, Hala Genç!

Kâh soylu atları şaha kaldırdılar, kâh uzaklarda duyulmayan feryatları dile getirdiler…

Yaklaşık 19 yıldan beri yaptıkları müzikle his dünyamızda önemli bir yeri bulunan, kimi söylediklerimizi daha gür söylettiren kimi zaman da söyleyemediklerimizi dillendiren; birbirinden güzel albümleriyle dillerimizde, gönüllerimizde yer etmiş ezgileriyle ‘Grup Genç’ten bahsediyoruz.

Hangimiz yoktur ki bilmesin bir parçasını. Bedenimizin neresinde acı olsa bu çığlığı bize haykırdılar. Hem de “Genç” bir seslenişle… Ve bu seslenişlerini bir söz telakki ettiler. Sözlerinde de durdular ve çalışmalarını sürdürdüler. Yaşananlara karşın hepimizin eli, kulağı, gözü oldular. Şehadet Vakti’nde, coğrafyamızdaki haykırış ve uyanışı anlattılar. Kan Toprağa Düşünce’de, kanlarıyla toprağı sulayan laleleri; Bilal’i anlattılar. Yüreklere Yürüdük’te, haykırışın yankısını ulaştırdılar hepimize. Sevdaları Yaşamak’ta, sabrı ve umudu muştuladılar. Yarının Adı Umut’ta, Usanmadan sevdaya daim sarılmayı gösterdiler. Sözü Var ile, adanmışlıkla yürümeyi ve çileyi tutarak çığlıklarımıza söz oldular.

Bu “Gençler” kimler?

Grupta İzzet Okumuş, solistliğinin yanı sıra söz yazıyor ve grubun başından beri yolda. Murat Polat, solistliğinin yanında konservatuar eğitimi de almıştır ve kendisi de grubun başından beri yürüyenlerden. Mahir Arslan, grupta hem solist ve vokalistliğinin yanı sıra menajerlik yükünü taşıyanlardan. İsmail Ergenler, grubun birkaç yıldan beri gitaristliğini sürdürüyor.

Son çıkarmış oldukları “Sözü Var” albümü sanatsal nitelik taşıyan bir albüm olmuş. “Sözü Var” bugüne dek çıkardıkları albümlerden daha farklı tınılarla zenginleştirilmiş bir içeriğe sahip. Öyle ki bugüne dek grupta olduğu halde sesini neredeyse tek olarak hiç duyamadığımız Murat Polat’ın sesi dinleyenlere sürpriz oluyor. Gayet de güzel bir sesi olan Murat Polat’ın bugüne dek neden albümlerde fazla yer almadığını merak ettik doğrusu. Albümün içeriğinde albüm çıkmadan önce yaşanan sıcak gelişmelerden Mavi Marmara gemisi için de mısralar bulunmakta. Ayrıca albüm çıkmadan önce, önceki albümlerinde yer almayan ve herkesin sevdiği Kurtuluş ve Irak İllerde adlı eserler de albümde yer alıyor. Dinleyince herkesin bir değil birkaç favori parçası olacağına inandığım, farklı enstrümanlar ile harmanlanmış güfteler.

Albümü dinleyip de yetinemeyecekler konserleri Grup Genç’in sitesi www.grupgenc.com’dan takip edebilir, pek çok defa söyleyip de aslında sözlerinde hata yaptığımız güfteleri doğru bir şekilde bulabilirsiniz.

Grup Genç Albümleri : Şehadet Vakti (1993); Kan Toprağa Düşünce (1995); Yüreklere Yürüdük (1997); Sevdaları Yaşamak (2000); Yarının Adı Umut (2002); Sözü Var (2010)

Not: Grup Genç’in eski albümlerinde Nizameddin Türeyenci, Abdullah Taşkıran’ı da unutmamak gerekiyor. Şu an grupta olmasalar da onları da özledik. Ayrıca Önceki günlerde vefat eden ve Grup Genç’in albümlerine güfteleriyle katkıda bulunan Adnan Balcı ağabeyimizi de rahmetle anıyoruz.

Kenan Dağlar dinledi ve mutlu oldu… (dunyabizim.com)

1 Yorum »

Ekmek İnsan

“Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düşen insani tekmeleyen çok kişi gördüm” diyor, Prof.Dr.Üstün Dökmen. Saygılı olmaktaki kusurlarımızı şöyle anlatıyor:

- Birbirimize saygili olma konusunda 3 tip temel hatamız var:

Avrupa’da yasayan vatandasimiz, orada yerlere çöp atmiyor ama Kapikule’den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya basliyor. Niye burada böyle yapiyorsun diye soruldugunda, herkes böyle yapiyor diyor. Kendi fikri olmayan insanin duruma göre hareket etmesidir bu.

İkinci hatamiz, adama göre davranmamiz. Karsimizdaki adam iri yariysa, ‘Buyur Abi’, diyoruz, ufak tefekse, ‘Ne var lan!’ diyoruz. Oysa ki, insanlarin onuru birbirine esittir.

Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken ‘Merhaba millet’ diyoruz, degilse surat asiyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasin insanlara saygili davranmak zorundayiz.

Diyorum ki, yerdeki ekmege saygili olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayagiyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.

Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet degil mi?

Prof.Dr.Üstün DÖKMEN

Yorum yapılmamış »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.